Çevremizi korumak önceliğimizdir.

 

LED teknolojileri, asit yağmurunun asgariye indirilmesi, konvansiyonel aydınlatmada kullanılan cıva tüketiminin sona erdirilmesi, küresel ısınmanın azaltılması ve petrole olan bağımlılığımızın düşürülmesi konusunda ciddi bir potansiyele sahiptir.

 

Aslında bu inanılmaz faydalar önümüzdeki 10 yıl içinde LED teknolojisinin gelişimi ile ulaşılabilir duruma gelecektir.

 

Damla LED® daha uzun ömürlü aydınlatma teknolojileri üzerinde çalışarak daha verimli ve minimum çevre kirliliğine sebep veren ekolojik yönelimli LED sistemleri üretmektedir. 

 

Damla LED® uzun soluklu ürün tasarımı sonrasında verimli aydınlatma sistemleri geliştirerek çevre dostu aydınlatma çözümleri sunmaktadır.

Çevre Politikamız

Damla LED Aydınlatma Sistemleri
Please reload

T: +90 (312) 284 6353 (pbx)

E-mail: info@damla-led.com

 

Damla LED Alternatif Aydınlatma Ltd.

Başkent OSB 17. Cad. No:38, 06909,

Malıköy, Temelli - Ankara | TÜRKİYE

İLETİŞİM

© Copyright Damla LED® 2016 | Yasal Uyarı | İletişim

E-posta listemize katılarak son gelişmelerimizden her zaman haberdar olacaksınız.

Asla önemsiz e-posta gönderilmeyecektir!

Katalog İndir

KATALOG

HABER BÜLTENİ

Tebrikler! Abone oldunuz.

ÇEVREMİZİ DE KORUYALIM!

 

Atık ve tehlikeli maddelerin kullanımını azaltırken global iklim değişimi, CO2 emisyonuna yönelik Kyoto hedefleriyle enerji verimine teşvik eden çevre kanunu sadece politik arenayla ilgili değildir. Bu durum aydınlatma sektörünü de etkilemektedir. Var olan sistemlerin, LED gibi enerji verimli aydınlatma sistemlerine çevrilmesiyle enerji tüketiminin neredeyse 20%’lik kısmından yükümlü elektrik kullanımıyla ilgili büyük çaptaki tasarruflar kazanıma dönüştürülebilmektedir. LED aydınlatma çözümlerimiz elektrik ampulü ya da halojen lambalar gibi geleneksel aydınlatma çözümlerine göre elektrik tüketiminde 80%’lik bir tasarruf sağlamaktadır. Ayrıca ürünlerimizde kullanılan, tamamen RoHS uyumlu LED’ler çevreye zararlı hiçbir tehlikeli madde içermemektedir.

 

Küresel Isınma

 

Son birkaç yıldır adını giderek daha sıkça duymaya başladığımız küresel ısınma problemi aslında yeni bir teori değil, bilim adamlarının onlarca yıldır kamunun dikkatini yöneltmeye çalıştıkları bir tehlike.

 

Bu noktada küresel ısınma problemini teknik olarak açıklamak yararlı olacaktır: Geçen yüzyıl içerisinde dünya nüfusunun 2 milyarın altında bir düzeyden 6.5 milyara ulaşması ve dünya çapındaki sanayileşme hareketi nedeniyle, atmosfere salınan ve en önemli örneği karbondioksit olan sera gazlarının konsantrasyonu tarihte hiç görülmemiş bir düzeyde artmıştır. Bu gazlar güneşten dünya yüzeyine ulaşan enerjinin giderek daha büyük bir kısmının atmosfer tarafından tutulmasına ve daha azının uzaya geri yansıtılmasına sebep olmaktadır. Bu da elbette küresel boyutta artan sıcaklıkları beraberinde getirmektedir.

 

Maalesef küresel ısınma problemi kendiliğinden hızlanan bir niteliktedir, sıcaklıkların artmasıyla birlikte dünyanın sürekli olarak kar ve buzla kaplı olan kutup bölgelerinde giderek daha fazla erime meydana gelmekte ve beyaz olduğu için güneş ışınlarını ayna gibi uzaya geri yansıtan bu buz kütlelerinin yok olmasıyla her geçen gün daha da çok güneş enerjisi yere ulaşmaktadır.

 

Küresel ısınmanın doğuracağı sonuçlar çok ciddidir. Dünya üzerindeki ortalama sıcaklık artmakla kalmayacak, var olan iklim sistemleri büyük ölçüde değişecektir ki bu okyanus akıntılarını, yağış dağılımlarını ve rüzgar sistemlerini kapsamaktadır. Bu değişikliklerden ekosistem de büyük zarar görecek, karada ya da denizde olsun bölgelerindeki iklime uyum sağlamış bulunan sayısız bitki ve hayvan türü yok olacak ve doğanın dengesi geri döndürülemez biçimde bozulacaktır. Tüm bu korkutucu sonuçlar elbette insanlığı da çok zor durumlarda bırakacak, su sıkıntısı, tarım ve hayvancılığın zarar görmesinden dolayı kıtlık ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde ekonominin alacağı darbe ile sefalet baş gösterecektir. Kutuplarda karasal buzların erimesi ve buradan çıkan suyun okyanuslara eklenmesiyle dünya çapında deniz seviyesinin metrelerce yükselmesi ve günümüzde milyonların yaşadığı tüm kıyı şehirlerinin büyük ölçüde su altında kalması söz konusudur.

 

Bu korkunç senaryolar uzak bir gelecekte değil, bizim yaşam süremiz içerisinde gerçekleşecek ve eğer önü alınamazsa günümüzün genç kuşağı dünyanın çehresinin tanınmaz ölçüde değişmesini izlemek zorunda kalacak. Elbette bu ürkütücü sonuçlardan Türkiye de nasibini alacaktır, hatta Akdeniz kuşağı kuraklık tehlikesinin ilk olarak tehdit ettiği bölgelerden biridir ki maalesef bunun etkilerini bugünden hissetmekte olmamız problemin ne kadar ilerlemiş olduğuna dair çok endişe verici bir işarettir.

 

Bize Düşen Görevler

 

Ne yapmak gerek?

 

1997 yılında 160’dan çok ülke temsilciliklerinden oluşan bilim adamları, Japonya’nın Kyoto kentinde bir araya gelerek, küresel ısınma ve küresel iklim değişimi olayının önlenmesinde, hiç değilse hızının kesilmesinde dünya ülkelerine yasal sorumluluk yükleyen oldukça ayrıntılı bir rapor düzenlediler. Adı “Kyoto Protokolü” olan bu protokolün 3. maddesi, “Enerji verimi ve tasarrufunu arttırıcı önlemler alınacaktır” olarak belirlenmiştir.

 

Kişisel olarak, iş, eğitim düzeyi ve yaşımızdan bağımsız olarak hepimizin yapabileceği çok basit bir şey var ki o da bu durumu ciddiye almaktır. Damla LED® olarak 2001 senesinden bu yana ürettiğimiz ve siz müşterilerimize sunduğumuz LED ürünlerimizle, temiz enerji ve enerji tasarrufu ile küresel ısınmaya karşı bir fayda sağlamaya çalışmaktayız. Ve inanıyoruz ki her birey, dünyamızın içerisinde bulunduğu bu durumda üzerine düşen görevi tıpkı bizler gibi yapmaya çalışmalıdır. Yapılması gereken en önemli şeylerden biri temiz enerji kaynaklarına yönelmektir. Ancak bu şekilde yeni nesillere yaşanılabilir bir dünya bırakabiliriz!

  • facebook 3.png
  • twitter 3.png
  • pinterest 3.png
  • instagram 3.png